Bölümde köy sosyolojisi dersinde gördüklerimiz -en azından benim gördüğüm- , Z. Gökalp, İ. Yasa gibi isimlerin Türkiye'nin kalkınmasında köye verdikleri önem bağlamındaydı. Buna ek olarak köy sınıflamaları ve tarım.
Ben, bölümde verilen bilgilere ek olarak, "başka bölümlerde bu derse dair ne gibi aktiviteler yapılıyor" cümlesinin ısrarla üzerinde duruyorum. Bu duyuruyu geçmemin nedeni de budur arkadaşlar. Anadolu'da Y. Doç. Dr. N. Karkıner tarfından 3. sınıflara verilen köy sosyolojisi derslerinde teorik bilgiler tarım politikaları üzerine kuruluyor ve bu bilgiler sıkça gidilen köy gezileriyle pekiştirilmeye çalışılıyor.
İlk gezi Eskişehir'in Dümrek köyüneydi ve bu geziye ben de katıldım. Hoca, derste işlenen konulara dair örnek bir derin mülakat metni çıkartmış ve köye gidildiğinde yapılan ilk iş, köyün muhtarıyla ya da küçük bir belediyeye yakınsa başkan ile bu mülakatı yapmak. Akabinde köy kahvesine gidiliyor ve amcalarla sohbet ediliyor - bana "çenem" sayesinde, muhabbetleri dışında çay ve sigara da ikram ettiler. Bu derin mülakatın üzerine, herkes ders çerçevesinde ilgilendiği problemler doğrultusunda (kimi kadın çalışmalarıyla ilgileniyor kimi tarım politikaları, kimi ekolojik faaliyetlerle) röportaj yapıp bilgi toplamak üzere köye dağılıyor. İster sokakta ayak üstü, ister evlere gidilerek... Gerçekten çok verimli geçiyor. Ben bu dersi almayıp misafir olarak katıldığım için genellikle onların hallerini dinledim, onlar benim halimi sordu onu anlattım ve bir de memleketin halinin ne olacağını konuştuk.
Gerçi köyde gergin bir havayla da karşılaşılabiliyormuş -nereden çıktı bu öğrenciler şeklinde- fakat bu gidilen köyde biz pek bir rahattık. Küçük bir belediyesi vardı ve belediye başkanı görev bilinciyle bize yemek ısmarladı. Ben başkanı sevmediğim için yemedim yemekten ama aç kalmadım zira amcalar kavundu peynirdi ekmekti doyurdu karnımı. Aslında hoca, köyde yiyecek bir şey bulamayacağımızı ve yolluk hazırlamamızı tembihlemişti ama hazırlamadığım için pişman da olmadım. Nadide Hoca daha önceden Dümrek'teki şeker pancarı kooperatifiyle ilgili bir çalışma için bu köyde kalmış, biz buna bağlamıştık rahatlığımızı ve bizi el üstünde tutmalarını.
Velhasılkelam, bir sonraki gezi 19 Kasım 2008 günü yapılacak. Bu sefer hangi köye gidileceğini, dolayısıyla köy ahalisinin bizi nasıl karşılayacağını bilmiyorum. Okul bu gezi için iki adet otobüs veriyor (şöför üceriti olarak 2 ytl ödedik ama). Sabah 7:3o'da yola çıkılıp akşamüstü dönülüyor.
Diyeceğim şudur ki; konu ile ilgilenen ya da merak edenler gelip katılsınlar. Hocaya böyle birşeyin mümkünlüğünü sordum ve herhangi bir sıkıntı olmayacağını söyledi. Tek sıkıntı çok kişinin gelip de otobüsün yeterli olmaması olurmuş ki benim "çok" kişinin gelmesi gibi bir beklentim yok zaten :) Bir iki kişi gelir gelirse muhtelemlen. Belki onlar gördüklerini anlatır bir sonraki geziye başka bir iki kişi gelir. Umut dünyası tabi :) Ama benden söylemesi...
"E hadi geldik diyelim, nerede kalacağız?" derseniz, ben varım burada misafir ağırlamaya gönüllü arkadaşlar da var. Ben şiddetle istiyorum gelmenizi. Bu hem farklı bölümlerde neler yapıldığını görmeniz açısından, hem köy ile ilgili yerinde bilgi edinme şansı açısından, hem de farklı bölümlerle kurulabilecek diyalog açısından önemli. Belki bu iletişim sadece köy sosyolojisi dersiyle de kalmaz ve başka dersler içinde uygulanabilir. Umut dünyası tabi, ama benden söylemesi.
AsLı.
7 Kasım 2008 Cuma
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)